Murat Bardakçı'nın 'Payitaht Abdülhamid' eleştirisi

Tarih alanında ki uzmanlığı ile bilinen gazeteci, yazar ve televizyon programcısı olan Murat Bardakçı, TRT 1 ekranlarında yayınlanmaya başlayan Osmanlı sultanı Payitaht Abdülhamid'in 13 yıllık padişahlık dönemini konu alan dizi de ki yanlış noktaları eleştirdi.

Murat Bardakçı'nın 'Payitaht Abdülhamid' eleştirisi

Bülent İnal, Özlem Conker, Selen Öztürk, Akın Akınözü, Ezgi Eyüboğlu, Hakan Boyav, Saygın Soysal ve Umut Kurt gibi isimlerin kadrosunda yer aldığı yeni dizi Payitaht Abdülhamid, ilk bölümü ile ekranlara gelince tarih alanı ile ilgili uzmanlığı ile bilinen Murat Bardakçı, dizide ki sahnelerde o yıllara ait hataları hemen kaleme aldı.

Dizi, Sultan Abdülhamid’in Cuma selâmlığına gidişini gösteren bir sahne ile başlıyor, fonda mehter çalıyor, daha sonra fesli ve üniformalı saray müzisyenleri zurnalarla ve nakkarelerle padişahın huzurunda yine mehter musikisi icra ediyorlardı… O devirde mehter ne arar? eleştirisi de dikkat çeken noktalardan biri idi.

İşte Bardakçı'nın yazısında dizi ile ilgili olan eleştirisi:

Sultan Abdülhamid’in Cuma selâmlığına gidişini gösteren bir sahne ile başlıyor, fonda mehter çalıyor, daha sonra fesli ve üniformalı saray müzisyenleri zurnalarla ve nakkarelerle padişahın huzurunda yine mehter musikisi icra ediyorlardı.

O devirde mehter yoktu!

O devirde mehter ne arar? İkinci Mahmud’un 1826’da Yeniçeri Ocağı’nı kaldırması ile beraber tarihe mâlolan mehter Askerî Müze Müdürü Muhtar Paşa tarafından 1911’de, yani Sultan Abdülhamid’in tahttan indirilmesinden iki sene sonra ihya edilmiş; ilk askerî mehter takımı tâââ 1917’de, Enver Paşa’nın yayınladığı talimatname ile kurulmuştu. Abdülhamid’in iktidar senelerinde mehter değil, sadece saray bandosu vardı ve bu bando alaturka değil, Batı Musikisi eserlerini icra ederdi.

Sopaya bağlı püskül yanlışı

Devlet erkânı, resmî merasimlerde tahtında oturan padişahın önüne tek tek gelir, hükümdarı önce “büyük temennâ” denen şekilde selâmlar, tahtın yanında ayakta duran mabeyincinin tuttuğu saçağı ellerine alıp öper gibi yaptıktan sonra bırakır, yine bir “büyük temennâ” ettikten sonra geri geri gider ve aynı selâmlamayı bir başka devlet adamı yapardı. Tahtın önünde ne öyle Payitaht İstanbul’da olduğu gibi sopaya bağlı bir püskül dururdu, ne de o püskülü şapıııırt diye öpme âdeti vardı!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.